Fallout

 


Nükleer Bir Başarı mı, Yoksa Radyoaktif Bir Hayal Kırıklığı mı?

Fallout evrenini ekrana taşımak, "The Last of Us" başarısından sonra çıtayı iyice yükselten bir meydan okumaydı. Ancak görünen o ki, Jonathan Nolan ve ekibi bu zorlu görevin altından kalkmış.

1. Oyunun Ruhuna Sadakat: "Aynı Atmosferi Soluyoruz"

Kullanıcıların en çok övdüğü noktaların başında, oyunun kendine has o "50’lerin retro-fütüristik" havasının mükemmel yansıtılması geliyor.

                      2. Karakter Derinliği: Lucy, Maximus ve Tabii ki The Ghoul

Karakterlerin siyah ve beyaz yerine gri tonlarda olması izleyiciyi ekrana kilitlemiş durumda. Özellikle Walton Goggins'in canlandırdığı "The Ghoul" (Gulyabani) karakteri, dizinin tartışmasız yıldızı seçilmiş.

3. Görsel Şölen ve Şiddet Tonu: "Gerektiği Kadar Kanlı"

Fallout evreni, dışarıdan bakıldığında renkli görünse de özünde oldukça vahşi bir dünyadır. İzleyiciler, dizinin bu şiddeti sansürlemeden ama karikatürize de etmeden vermesini takdir ediyor.

4. Eleştiri Okları: "Bazı Lore Tutarsızlıkları"

Her büyük yapımda olduğu gibi, Fallout dizisi de kemik kitleden bazı eleştiriler aldı. Özellikle oyunun tarihsel kronolojisine (lore) çok hakim olan kullanıcılar, bazı olayların tarihlerine takılmış durumda.

Genel kullanıcı yorumları toplandığında Fallout dizisi; oyunseverler için binlerce "easter egg" (gizli sürpriz) barındıran, evrene yabancı olanlar içinse sürükleyici bir hayatta kalma hikayesi sunan yılın en iyi işlerinden biri olarak kabul ediliyor.


Yorum Gönder

0 Yorumlar

Bu site deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır.