Peaky Blinders: Ölümsüz Adam

 

peaky blinders


Peaky Blinders’ı izlerken hepimiz bir noktada "Ya bu adam nasıl hala hayatta?" dedik. Tommy Shelby (Cillian Murphy’nin o buz mavisi bakışlarını kim unutabilir?) sadece bir çete lideri değil, o bir "ölümsüzlük" sembolü. Ama bu fantastik bir ölümsüzlük değil; hırstan, acıdan ve o korkunç savaş anılarından beslenen bir ayakta kalma içgüdüsü.

Şuraya içimi dökeyim: Bir sahnede Tommy, kafasına silah dayanmışken bile o buz gibi sakinliğiyle sigarasını yakıyor ya... İşte o an aklıma geçen sene yaşadığım o berbat "sunum" krizi geldi. Tamam, tepemde silah yoktu ama bütün yönetim kurulu karşımda, projeyi batırmışım, herkes bana "Hadi açıkla bakalım" diye bakıyor. O an içimden "Tommy olsam şu an ne yapardı?" dedim. Derin bir nefes aldım, sandalyeme yaslandım ve sanki her şey planlıymış gibi konuşmaya başladım. O gün anladım ki, Peaky Blinders bize sadece bir suç hikayesi anlatmıyor; bize "yıkılmama" sanatını öğretiyor.

Tommy Shelby’nin ölümsüzlüğü, aslında Birinci Dünya Savaşı’nın o çamurlu tünellerinde başlıyor. Oradan sağ çıkan bir adam için ölüm artık bir korku değil, sadece bir "erteleme". Film boyunca (ve dizide) görüyoruz ki, adamın üzerine ordular salıyorlar, içkiyle ciğerlerini bitiriyor, sigarayla nefesini kesiyor ama o hala orada.

Peaky Blinders denince akla gelen o kıyafetler (jiletli şapkalar, ağır paltolar, köstekli saatler) sadece bir moda değil, bir zırh. Eğer bugün Google’da "Peaky Blinders tarzı" diye bir arama yapılıyorsa, sebebi o karakterlerin taşıdığı o ağır ama karizmatik yük. Tommy’nin o yavaş yürüyüşü, arkasından gelen dumanlar... Resmen "Ben buradayım ve gitmeye niyetim yok" diyor.

peaky blinders

"Ölümsüz Adam" filminde ve serinin genelinde en çok canımı yakan şey, Tommy’nin sevdiklerini birer birer kaybetmesi ama kendisinin inadına yaşamaya devam etmesi. Grace, Polly, John... Hepsi gitti. Tommy ise bir hayalet gibi Birmingham sokaklarında dolaşmaya devam ediyor.

Bazen düşünmüyor değilim: Acaba asıl ceza ölmek mi, yoksa herkes giderken geride kalıp o yükü taşımak mı? Tommy’nin ölümsüzlüğü aslında onun en büyük laneti. Adam huzur bulamıyor! O zihnindeki tünel sesleri hiç susmuyor.

  • Müzikler: Nick Cave’in "Red Right Hand" şarkısı başladığında, tüylerim hala diken diken oluyor. Bir karakterin gelişini bu kadar iyi anlatan başka bir tema müziği var mı? Sanmam.

  • Kamera Açıları: O geniş açılı çekimler, Tommy’nin o devasa fabrikaların arasında ne kadar küçük ama bir o kadar da hükmedici durduğunu gösteriyor.

  • Cillian Murphy: Adam konuşmuyor, sadece bakıyor ve sen o bakıştan bir sezonluk hikaye çıkarıyorsun. Oyunculuk değil, resmen ruhunu teslim etmiş o role.

  • peaky blinders


  •  Özetle dostum, "Peaky Blinders: Ölümsüz Adam" mevzusu sadece bir suç baronunun hikayesi değil. Bu, dibe vurduğunda bile nasıl ayağa kalkılacağının, düşmanların seni bitirdiğini sandığında nasıl geri döneceğinin hikayesi. Tommy Shelby bize şunu gösterdi: Eğer bir amacın varsa ve zihnin jilet gibi keskiniyse, ölüm bile senden çekinir.

    Ben bu yazıyı yazarken bile o karanlık atmosferi özlediğimi fark ettim. Şimdi gidip bir bölüm (ya da o meşhur sahneleri) tekrar izlemezsem içimde kalır. Ama önce biraz descartes okumalıyım. 




    Yorum Gönder

    0 Yorumlar

    Bu site deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır.