Burada Olan Burada Kalır
Bak, Cameron Diaz dediğin an akan sular durur. Kadın resmen 90’lar ve 2000’lerin "enerji patlaması" gibiydi. Ama dürüst olalım, "Burada Olan Burada Kalır" (What Happens in Vegas) filmindeki o hırslı, her şeyi planlayan ama her şey elinde patlayan Joy karakteri tam bir efsane.
Filmi her izlediğimde kendime şu soruyu soruyorum: "Sabah uyansam, parmağımda bir yüzük olsa ve karşımda Ashton Kutcher (tamam yakışıklı falan ama filmdeki karakteri tam bir baş belası) dursa ne yapardım?" Cevap muhtemelen çığlık atmak olurdu. Ama işin içine o devasa ikramiye girince, o çığlık bir anda "Acaba bu evliliği nasıl yürütürüz?" hesabına dönüşüyor.
Cameron Diaz, bu filmde aslında modern insanın o bitmek bilmeyen "başarı" ve "mükemmeliyetçilik" takıntısını harika tiye alıyor. Sevgilisi doğum gününde onu terk ettiğinde yaşadığı o yıkım... Ah be Joy, hangimiz bir ayrılık sonrası "Hadi her şeyi boş verip Vegas’a (veya en yakın eğlence mekanına) gidiyoruz!" demedik ki?
Bu filmi ilk izlediğim dönem, iş yerinde çok gıcık olduğum bir iş ortağım vardı. Adam resmen Jack Fuller (Ashton Kutcher) gibi gevşek, kuralları takmayan, her işi son dakikaya bırakan biriydi. Bir gün patron bizi zorunlu bir proje için aynı odaya kapattığında, aklıma direkt Joy’un o "banyo savaşı" sahnesi gelmişti. İçimden "Acaba kapıyı üstüne kilitlesem mi?" diye geçirmedim değil. Filmdeki o nefretten aşka (ya da en azından tahammüle) giden yol, aslında hayattaki en gerçek duygulardan biri. Bazen en çok sinir olduğun kişi, senin en çok ihtiyacın olan aynadır.
Cameron Diaz’ın oyunculuğuna "yarı amatör" bir gözle baktığımda şunu fark ediyorum: Kadın komedi yaparken çirkinleşmekten, yüzünü gözünü yamultmaktan hiç korkmuyor. O restorandaki sarhoş halleri, Jack’e kurduğu o sinsi tuzaklar... Robotik bir oyunculuk değil bu, tamamen "andan keyif alma" sanatı.
Özellikle o meşhur "meyve bıçağıyla Jack’i kovalama" sahnesinde, Cameron’ın o hırsı bana üniversitedeki vize haftalarımı hatırlattı. Hani uykusuzluktan gözlerin kanlanmıştır da birine sinirlenince patlamaya yer ararsın ya, tam olarak o enerji!
Bak dostum, arama motorlarına "eğlenceli romantik komedi" yazdığında bu filmin çıkmasının bir sebebi var. Çünkü izleyiciye vaat ettiği şeyi (kaos, kahkaha ve biraz da aşk) gümüş tepside sunuyor. Ama benim için filmi özel kılan, Cameron Diaz ve Ashton Kutcher’ın arasındaki o "elektrikli" çekişme.
Zıt Kutuplar: Bir yanda her şeyi kontrol etmek isteyen bir kadın, diğer yanda hayatı rüzgara bırakmış bir adam.
Vegas Ruhu: "What happens in Vegas, stays in Vegas" cümlesini dünyaya ezberleten o atmosfer.
Adalet Sistemi: Yargıcın onlara verdiği o "6 ay beraber yaşama" cezası... Aslında bugün pek çok evliliğin ihtiyacı olan o "pes etmeme" zorunluluğunu komik bir yolla anlatıyor

Filmin sonunda Joy’un o meşhur sahil sahnesinde kendi ayakları üzerinde durmayı seçmesi, aslında paranın her şey olmadığını anlaması... Biraz klişe gelebilir ama Cameron bunu öyle samimi anlatıyor ki, "Helal olsun be kızım!" diyorsun.
Ben bu filmi ne zaman moralim bozuk olsa açar izlerim. Çünkü bana şunu hatırlatıyor: Bazen hayat seni en istemediğin kişiyle, en istemediğin duruma sokar; ama o durumdan çıktığında aslında daha güçlü bir versiyonuna dönüşmüş olursun. Ve evet, o 3 milyon doları alıp sahilde kokteyl yudumlamak da fena bir son değil!
Son Söz: Hayat Bir Kumar, Zarını At!
"Burada Olan Burada Kalır", sadece bir "Cameron Diaz filmi" değil, aynı zamanda hayata karşı biraz daha esnek olmamız gerektiğini söyleyen bir yol gösterici. Eğer hala izlemediysen (ki bence kesin izlemişsindir ama bir daha izle), Cameron’ın o muazzam enerjisine kendini bırak.
Peki, senin hayatında "Vegas’ta kalsın" dediğin, kimseye anlatamadığın o çılgın anın hangisi? Ya da sen o 3 milyon doları kazansan, Cameron gibi o gıcık tiple 6 ay aynı evde kalır mıydın yoksa "Al paranı, ver huzurumu" mu derdin? Yorumlarda buluşalım, bu muhabbet burada bitmez! Ben de bu sırada Seyahatim için hazırlanayım.


Yorum Gönder
0 Yorumlar