Red Notice

 

Red Notice: Eğlence Mi, Yoksa Formül Mü? Benim Penceremden Bir Analiz

Bazen eve yorgun argın gelirsiniz, zihniniz bin parçaya bölünmüştür ve sadece "hiçbir şey düşünmeden" bir şeyler izlemek isterseniz ya; işte Red Notice tam o anların ilacı gibi karşımda duruyordu. Netflix’in devasa bütçeli, yıldızlar geçidi kıvamındaki bu filmini izlerken kendimi bir yandan çok eğlenirken, diğer yandan "Acaba sinema nereye gidiyor?" diye düşünürken buldum. Bu yazıda size filmin teknik analizini yapmayacağım; size, bu filmin bana ne hissettirdiğini ve neden bu kadar çok konuşulduğunu kendi süzgecimden geçerek anlatacağım.

Üç Dev İsim: Karizma Savaşı mı, Yoksa Uyum mu?

Filmi izlemeye iten ilk şey, itiraf etmeliyim ki kadroydu. Dwayne Johnson, Ryan Reynolds ve Gal Gadot. Bu üç ismi aynı karede görmek, hani o çocukken sevdiğimiz çizgi roman kahramanlarının birleşmesi gibi bir heyecan yarattı bende. Ancak filmi izlemeye başladığımda şunu fark ettim: Bu oyuncular aslında filmdeki karakterleri değil, doğrudan kendilerini oynuyorlardı.

Ryan Reynolds, yine o bildiğimiz "Deadpool" mizahıyla karşımızdaydı. Sürekli konuşan, her durumdan bir şaka çıkaran o adam... Dwayne Johnson ise her zamanki gibi yıkılmaz, güvenilir ve sert ama komik dev rolündeydi. Gal Gadot ise zarafetiyle "The Bishop" karakterine yakışmıştı. İzlerken şunu düşündüm: Ben bu karakterleri değil, bu ünlülerin birbirleriyle olan atışmalarını sevdim. Bu bir filmden ziyade, üç eski dostun bir soygun macerasına atılışını gizlice izlemek gibiydi.

Konu Tanıdık Geliyor mu?

Red Notice’in konusu aslında çok da yeni bir şey vaat etmiyor. Kleopatra’nın kayıp yumurtalarını çalmaya çalışan sanat hırsızları, peşlerindeki FBI ajanı ve bitmek bilmeyen kovalamacalar... Indiana Jones’tan Ocean’s Eleven’a kadar pek çok efsaneden esintiler sezdim. Hatta bazı sahnelerde "Ben bunu daha önce görmüştüm" dediğim anlar oldu. Ama garip bir şekilde bu beni rahatsız etmedi.

Bazen yenilik aramaktan yoruluruz ya, işte Red Notice bana o güvenli limanı verdi. Sonunu tahmin edebildiğiniz ama yolculuğun tadını çıkardığınız bir tren yolculuğu gibiydi. Roma’dan Rusya’ya, oradan Güney Amerika’nın derinliklerine uzanan o görsel şölen, beni koltuğumda oturturken dünyayı gezdirdi.

Mizah ve Aksiyon Dengesi

Benim için bir filmin en önemli kriterlerinden biri, aksiyon sahnelerinin içine serpiştirilen o doğal esprilerdir. Red Notice bu konuda gerçekten bonkör. Ryan Reynolds’ın bitmek bilmeyen enerjisi, Dwayne Johnson’ın "yine ne diyor bu?" der gibi bakan o meşhur kaş kaldırmaları beni birkaç kez gerçekten sesli güldürdü.

Özellikle hapishane kaçış sahnesindeki o kaos ve arkasından gelen absürt diyaloglar, filmin ciddiyetten ne kadar uzak durduğunu gösteriyordu. Film bize şunu söylüyordu: "Bakın, biz çok eğleniyoruz, siz de ciddiyeti bırakın ve bize katılın." Ben de tam olarak bunu yaptım. Mantık hatalarını, "bu nasıl olur?" dediğim fizik kurallarına aykırı sahneleri bir kenara bıraktım ve sadece o anın tadını çıkardım.

Red Notice hakkında yazılmış milyonlarca yazı bulabilirsiniz; ama hiçbiri benim bu filmi izlerken içtiğim çayın tadıyla, o anki ruh halimle kurduğu bağı anlatamaz. İşte bu yüzden "ben" diliyle yazmak, sadece bir stil değil, aynı zamanda internetin o soğuk dünyasına bir ruh üfleme çabasıdır. Eğer siz de siteniz için içerik üretiyorsanız, kendinizi o metnin içine gizlemeyi unutmayın.

Red Notice İzlemeye Değer mi?

Sonuç olarak; eğer Oscar bekleyen bir sanat filmi aramıyorsanız, Red Notice kesinlikle izlenmesi gereken bir yapım. Akşam yemeğinden sonra, mısırınızı alıp ailenizle veya arkadaşlarınızla keyifli iki saat geçirmek istiyorsanız tam isabet. Film bittiğinde aklınızda derin felsefi sorular kalmayacak belki ama yüzünüzde hafif bir gülümseme olacağı kesin.

Benim için bu film, Hollywood’un o devasa pazarlama makinesinin ne kadar başarılı işlediğinin bir kanıtı. Ama aynı zamanda, doğru isimler bir araya geldiğinde basit bir konunun bile ne kadar izlenebilir hale gelebileceğinin de bir örneği.

Sizin bu film hakkındaki düşünceleriniz neler? Ryan Reynolds’ın şakaları sizi de benim kadar eğlendirdi mi, yoksa biraz fazla mı geldi? Yorumlarda buluşalım, çünkü bu ütopik yaşamda en çok sizin fikirlerinize değer veriyoruz.

5 Küçük Alışkanlık adlı yazımı okumak isterseniz 👉buradan

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Bu site deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır.